Tanya Robb’La Bir Sohbet
I was interviewed last month by the Turkish-Kurdish newspaper “Yeni Hayat” in Toronto so I thought I would post the interview here for my Turkish readers. The original poem “In Search of the Little Boy of Istanbul” appeared in a previous issue of the newspaper - in Turkish and Kurdish. I have asked a friend to translate it into English for my English readers, but that will take a little time. The interview is entitled “A Conversation with Tanya Robb”. The interview is from the Culture and Arts section of Yeni Hayat, dated April 15, 2008.
Kültür ve sanat
TANYA ROBB’LA BİR SOHBET
“gözlerinde korku ve güzellik gördüm”
Gazetemizin geçen sayısında Tanya Robb’ın Türkçe ve Kürtçeye çevrilmiş bir şiirini yayınladık. Tanya Robb bir Kanadalı olup 2003 yılında Türkiye’ye turist olarak gidiyor. Bildiğiniz gibi her turistin ilgisini farklı şeyler çeker. Tanya’nın ilgisini de boyacı bir Kürt çocuğu çekmiş. Dil problemini vücut diliyle haletmeye çalışmış. Çocuğun kimligi hakkında bihaberdar olan Tanya ikinci ziyaretinde çocuğu zor da olsa buluyor. Bu ziyareti sırasında kendisine ilham kaynağı olan küçük çocuğun Erzurum’lu bir Kürt ailesinin çocuğu oldu[unu ögrenir. Tanya aynı zamanda amatör bir fotografçıdır. Kendi bloguna bu çalışmalarını yerleştirmiş. Tanya çektiği resimlerden birkaçını bana hediye etti.O fotografları çok sevdim çünkü en küçük kardeşim Erdogan’ın daha 7-8 yaşındayken Bursa’nın Kestel ilçesinde boyacılık yaptığı anları bana hatırlattı. Bu birçok Kürt çocuğunun ya da erken yaşlarda çalışmaya mecbur edilen diger çocukların hikayesi olduğu için de çok sevdim.
YH- İlk kez zaman Türkiye’ye gittiniz?
Tanya: 2003 yılında
YH- Ne amaçla gitmiştiniz?
Tanya: Türizm ve fotograf çekmek için
YH- Ne zamandan beri fotograf çekiyorsunuz?
Tanya: 1984
YH- Bunu hobi olarak mı yapıyorsunuz?
Tanya: Hobi olarak yapıyorum
YH: İlk kez ne zaman Kürt çocuğunun resimlerini çektiniz?
Tanya: 2003 yılında. Bütün gün İstanbul’un resimlerini çektikten sonra günün sonunda ayakkabıları parlatmaya çalışan o küçük çocuğu gördüm. İşini yaparken onu bir süre seyrettim. 9-10 yaşlarında görünüyordu. Bir yetişkin gibi işini çok titizlik içinde yapıyordu. Ona yaklaştım ama benden korktu. Bir ayaakkabı boyasının ne kadar olduğunu sordum. 20 milyon gibi bir rakam bana vermişti. Küçük Yılmaz’ın 3 resmini çektim. Bu fotograflar şu ana kadar çektiğim en iyi fotograflar oldu. O muhteşem güzellik ve korku bir aradaydı.
YH- Onun kimligi hakkında bir bilgin var mıydı?
Tanya: Hiçbir şey bilmiyordum
YH- Ne zaman ögrendiniz?
Tanya: Bu ufak çocuk bana o kadar güzel şeyler verdi ki fotografları ona vermek istiyordum. Bu yüzden de altı ay sonra tekrar Türkiye’ye gittim. Amacım onu bulup fotografları ona vermekti (belki de kendisinin hiç bir resmi yoktu). İsmini, dilini, adresini bilmiyordum ama onu bulmak diye bir görevim vardı. Ne olduğunu kestiremiyorum ama bir çeşit bag olduğunu hissediyordum.
YH- Bu bag korkuyla acı çekme arasında bir şey miydi?
Tanya: Gözlerinde Korku ve güzellik gördüm ama benden korkmuştu.
YH-Neden?
Tanya: Nedenini bilmiyorum.çünkü insanları korkutan bir yanım yok.
YH- Ne zaman kimliginin farkına vardınız?
Tanya: Küçük çocugu bulmak için Yeni Cami yakınındaki kahveye gittim. O arada garsonların Kürt olduğunu ögrendim. Bir elbise magazasının sahibi küçük çocuğu ve babasını tanıyordu. Böylece küçük çocuğun kimliginin farkına vardım.
YH- Daha sonra ne oldu?
Tanya: Önce bir şiir yazdım. Daha sonra şiiri görüntülerle birleştirdim. Arayış içindeydim. Bu da bir çeşit kimlik arayışıydı. Bilmediğim, tanımadığım ufak bir Kürt çocuğunu ve Kürt halkını keşfediyordum. Bütün bunlar sanatsal olarak yeni bir şeyi yaratmak için bana ilham verdi. Sanki yeni bir dogum gibi. Şimdi 14 yaşında olduğunu tahmin ettiğim bu çocuğa çok baglandım.
YH- Bu resimleri web sayfasına koymuşsunuz, sonraki projeniz?
Tanya: Şiir ve fotografları içerecek şekilde bir kitap basmak istiyorum. Şiirimi dört dile çevirdim: İngilizce, Fransızca, Türkçe ve Kürtçe.
YH- Kürt film yapımcısı Bahman Ghobadi’yle nasıl tanıştınız?
Tanya: İlk defa kendisiyle 2006 yılında Toronto Film Festivali’nde tanıştım. Ama daha önceleri “Turtles Can Fly- Kaplumbagalar Uçabilir” adlı filmini seyretmişti. Türkiye –Irak sınırındaki mülteci kampındaki çocuklarla ilgili bir filim. Ghobadi, acı çeken çocukları çok yakından ele aldığı için ona bir çeşit bağlandım. Onun için kendi sitemde onunla ilgili yazı yazdım.
YH- bundan sonraki yaşantınızda başarılar dilerim.
Tanya: Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
« Imagine the Horse Drawn Carriage
Write a comment
You must be logged in to post a comment.









